Sıkma Kehribar Katalin ve Fenolik Reçineler

Sanıldığının aksine Faturan ne Mısırlı ne de Kuveytli bir kimyagerdir. Faturan termoset polimer üreten ve konuda formül farklılıkları nedeni ile her ticari markanın kendi ismi ile patent ya da üretim lisansı alarak alarak kendi ticari adı ile üretmiştir. Bu şekilde ortaya formülü birbirine benzeyen 35 kadar ticari termoset polimer ya da fenol formaldehit reçinesini kendi usulleri ile sertleştirerek boncuk, çubuk ya da gündelik hayatta kullanılan eşyalar üretilmiştir. Bakelite ilk patenti 1910 yılında alan Amerikan markasıdır. Ancak bu malzemenin bugünkü bildiğimiz haline gelmesi 1924 yılındadır. Faturan'da Alman ticari markasıdır. Bunların içerisinde Alman Faturan firmasının ürettiği diğerlerine nazaran renk, koku, kalite gibi etkenlerden dolayı daha ön plana çıkmıştır. Dünya Patent Endüstrisinden alınmış listeye göre 1924 - 1935 yılları arasında Almanya, Amerika, İngiltere ve Avrupa'nın değişik ülkelerinde lisans alan ticari markaların isimleri, üretime geçtiği yıllar, şirketlerin açık isimleri ve üretildiği şehirler mevcuttur. Bu listedeki firmalardan Bakelite 'ın Almanya, İngiltere, Fransa, Kanada, İsveç, İtalya ve Japonya'da yatırım yaparak tesisler kurmuştur. Gelelim Faturan'a; Faturan patentli ve lisanslı bir Alman markasıdır. Faturan ismini öne çıkaran şeyse bugünkü hali ile piyasada gerçek adı çadır düğmesi, miskevi bağa gibi atraksiyonel isme sahip olan parlaklığı, rengi, kalitesi, kokusu ile piyasadakileden biraz farklı olmasının yanı sıra üretilen çadır düğmelerinin Arap ve Afrika ülkelerine oldukça fazla satılmasıydı. Faturan'ın 1820 yılında üretildiğine ve Kuveytli bir kimyager olduğuna dair hatta Yunanistan'da The National Historical Museum, Atina'da, Kuveytli Esmaeel Almail Faturan tarafından 1821 yılında üretilmiş termoset polimer plastikten yapılmış boncuklar sergilendiği belirtilse de bu sarih ve dayanağı olmayan bir Wikipedia bilgisidir; ayrıca böyle kişinin varlığından Wikipedia dışında başka bir yerde bahsedilmemesi karanlıkta kamış bir noktadır. 1821 yılında Yunanistan Osmanlı İmparatorluğu’nun bir parçası idi. Koca İmparatorluk coğrafyasında Yunanistan’dan başka bir ülkede benzer eşyalar, ürtimine dair bilgi ve belgeler bulunmamasının garip olduğu gibi imparatorluğa bağlı başka bir ülkede ya da coğrafya da benzer bir materyale ya da bilgiye denk gelinmemesi gariptir. Diğer yandan termoset polimer malzemelerden yapılan boncukların 1910 yılında üretilmeye başlanması nedeni ile araştırmacıların bu bilginin tamamen yanlış olduğu kanaatine varmışlardır. Öte yandan dinamitin icadı 1866, radyonun icadı ise 1898 dir. 1930 ‘lu yıllara kadar üretilen radyoların büyük transistörleri nedeni ile ısınmaları neticesi yanıyor olması ve bu radyoların dinlendirilerek çalıştırtılmaları gerektiği biliniyordu. 1930 ‘lu yıllardan sonra bu radyoların yanmaması için elektronik bordlarında termoset polimer reçineden üretilmiş plakalar kullanılmaya başlanması da bir gerçek realitedir. Osmanlı olarak tabir edilen bakalitin adının neden Osmanlı olarak tabir edilmesinin nedeni ise tahminimizce şudur : Cumhuriyetin ilanından sonra Osmanlı Hanedanlık ailesi Avrupa ve dünyanın değişik yerlerine sürgüne gönderilmiş ise de(1923); bazı hanedanlık mensuplarına ait kişisel eşyaların ki bunların içerisinde tespihler olduğu da bilinmektedir. Sonradan açıktan ya da el altından Türkiye’ye getirilerek satıldığı olmuştur. Bu tespihler içerisinde termoset polimer ya da bakalit ya da faturan adına her ne derseniz deyin boncuklardan yapılma tespihler olduğu gerçektir. Piyasada dolaşan eski bakalit tespihlerin sadece Türkiye’de Osmanlı olarak tabir edilmesinin nedeninin bundan başka bir şey olamayacağı kanaatindeyiz. Bu şekilde düşünmemin en büyük nedeni Beads Journal of the Society of Bead Researchers Dergisinin 2016 yılında yayınlanan 28. Sayısının 3 – 15 sayfalarında yayınlanan araştırmacı Polimer Bilimi ve Kimya alanında uzman Rosanna FALABELLA’nın yayınlanmış makalesidir.

1923 'de üretilmeye başlanmış olan bir materyalin Osmanlı ile alakası yoktur. Bırakın ceddiniz atanız mezarında uyusun.

Telif hakkı nedeni ile makaleyi yayınlamıyorum ama arzu edene sosyal medya ve açıktan paylaşmamak kaydı ile gönderebilirim. Şehir efsaneleri üzerinden değil yazılı belgelerle konuşmak gerçekleri öğrenmemizi sağlar.1.jpg2.jpg